• This is Slide 1 Title

    This is slide 1 description. Go to Edit HTML and replace these sentences with your own words. This is a Blogger template by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com...

  • This is Slide 2 Title

    This is slide 2 description. Go to Edit HTML and replace these sentences with your own words. This is a Blogger template by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com...

  • This is Slide 3 Title

    This is slide 3 description. Go to Edit HTML and replace these sentences with your own words. This is a Blogger template by Lasantha - PremiumBloggerTemplates.com...

Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sağlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Nisan 2022 Pazar

Burnumuz neden sık sık tıkanır?

KBB Uzmanı Op. Dr. Bekir Sivri, burun tıkanıklığının nefes almada zorluk çekme insanlığın en eski şikayetlerinden biri olduğunu belirterek, “Tıkalı burun yorgunluk sebebi olabilir” dedi

Burundan rahat nefes almanın beyinden kalbe, saç telinden ayak tırnağına kadar her organ için hayati önem arzeden bir durum olduğunu anlatan Siviri, “Rahat nefes alamamak baş ağrılarına, sabah yorgun bitkin uyanmaya, gün içinde uyuklamaya meyil oluşturmaya, kronik yorgunluğa sebep olan bir durumdur.

BAŞ AĞRISINA SEBEP OLUR

Burun tıkanıklığı olan kişilerde burundan yeterince nefes alamama, baş ağrısı, horlama ya da sabah yorgun bitkin uyanma, burun akıntısı, geniz akıntısı, gün içinde iş performansının düşmesi, kronik yorgunluk en sık karşılaştığımız şikayetlerdir.

Burnumuz geçirdiğimiz üst solunum yolu enfeksiyonları, kronik sigara kullanımı, kötü hava koşulları, yada kısa süreli allejik sorunlar sebebiyle tıkalı olabilir. Bu durumda çözüm daha çok burun açıcı spreyler, alerji ilaçları ve burna tuzlu bikarbonatlı su çekilmesi, denize girilmesi gibi basit yollarla çözülmeye çalışılır.

Her iki burun deliğinin gün içerisinde belli aralıklarla tıkanıp açılması normal kabul edilir. Fakat sürekli olan burun tıkanıklıkları, çözülmesi gereken sorunları bize işaret eder” diye konuştu.

BURUN TIKANIKLIĞI AMELİYAT GEREKTİREBİLİR

Sivri, burun tıkanıklığının ameliyat gerektirdiği durumlar, ameliyat yöntemi ile iyileşme süreci hakkında ise şunları söyledi;

“Ülkemizde Anadolu coğrafyasında genetik ve coğrafi koşullardan dolayı yüz ile uyumlu olmayan büyük, eğri, kemerli, burun ucu düşük burunlarla sık olarak karşılaşmaktayız. Hemen hemen 10 kişiden 8 inde nefes almayı engelleyen burun tıkanıklığı yapan problemlere rastlamaktayız.

BURUN AMELİYATI KORKULMASI GEREKMEYEN BİR AMELİYAT HALİNE GELMİŞTİR

Deviasyon olarak bilinen burun kemik eğriliği ve konka hipertrofisi adını verdiğimiz burun etlerinin büyümesi ya da şişmesi burun tıkanıklığının en sık karşılaştığımız sebeplerdir.

Gelişen teknoloji ve modern tıbbın bize sunduğu imkanlar sayesinde burun ameliyatları artık hastalarımız için çok daha konforlu ve korkulması gerekmeyen bir ameliyat haline gelmiştir.

Burun ameliyatı konusunda tecrübe arttıkça sonuçlar daha başarılı olmakta ve bu ameliyata talepte gittikçe artmaktadır.

Eskiden burun içine büyük bez tamponlar koyularak, çekiç kullanılarak, kırılarak yapılan burun ameliyatlarını yeni teknikler sayesinde mikroaletler kullanarak kırmadan, kesi ve törpü yaparak, burun içine tampon koymadan yapıyoruz.

Ameliyat sonrasında hemen hemen hiç ağrı olmazken, şişlik ve morlukta artık yeni teknikler sayesinde çok az olmakta ve hastamızı aynı gün taburcu edebilmekteyiz.

AMELİYATIN 2. GÜNÜNDE DUŞ ALINABİLİYOR

Artık burun ameliyatlarında burnun dışına klasik alçılar yerine özel plastik alçılar koymaktayız. Burun üzerine koyduğumuz bu plastik alçılar sudan etkilenmediğinden dolayı hastalarımız ameliyat sonrası 2. günden itibaren duş, banyo yapabilmektedirler.

BURUN ESTETİĞİ AMELİYATI EN ÇOK YAPILAN AMELİYATTIR

Eğer kişinin burnunda dışarıdan bakıldığında belirgin bir eğrilik, burun ucunda düşüklük ya da burun çatısında belirgin bir darlık varsa bu problemler düzeltilmeden hastanın nefes alma problemleri tam olarak çözülemez.

Ülkemizde ve Dünyada burun estetiği ameliyatı hem erkeklerde hem bayanlarda en sık yapılan ameliyattır. Ve gün geçtikçe daha da popüler hale gelmektedir. Ülkemizde burun estetiği ameliyatı olanların yaklaşık yüzde 25’ i sadece nefes alma problemlerinden, yüzde 25’ i sadece estetik problemlerden dolayı, yüzde 50 side hem nefes alma hem estetik problemlerin beraber olmasından dolayı ameliyat için bize başvurmaktadır.

BURUN AMELİYATI FONKSİYONEL VE ESTETİK AMAÇLI DÜŞÜNÜLMELİDİR

Burun ameliyatı planlanırken hem fonksiyonel hemde estetik (kozmetik) amaçlı düşünülmelidir yani hem nefes alma sorunu ortadan kaldırılmalı hemde burun şekli arzu edilen hale getirilmelidir.
Burun estetik ameliyatından sonra yeni oluşan burun şekli hem doğal bir görünüme sahip olmalı hemde kişinin yüzüne yakışmalı ve ayrıca estetik ameliyat geçirmiş olduğu da anlaşılmamalıdır.”
Op.Dr. Bekir Sivri , bazı estetik rahatsızlıkların operasyonlarla düzeltilerek, kişide ki özgüveni artırdığını kişinin psikolojisini düzelttiğini açıkladı.

21 Nisan 2022 Perşembe

Endüstriyel yoğurt kanser yapar mı?




Hemen hemen her sofrada yer alan yoğurtla ilgili çok önemli uyarı geldi. Bizim faydalı diye yediğimiz yoğurttaki asıl tehlikeyi Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar açıkladı.

Çapa Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Yavuz Dizdar, endüstriyel yoğurdun yoğurt olmadığını ve son dönemde artan kanser vakalarında bunun etkisinin ilk sırada olduğunu söyledi.
Kanser hastalığı her geçen gün artıyor. Etrafımızda her gün birisine kanser teşhisi konulduğunu duyuyoruz. Uzmanlar, kanserdeki bu kadar yoğun bir artışı yalnızca sigara ile alkolle ve obezite ile açıklamanın mümkün olmadığını düşünüyor.

Çapa Tıp Fakültesi Hastanesi öğretim üyesi Dr. Yavuz Dizdar bu kadar çok hasta ortaya çıkmasını herkesin maruz kaldığı bir etmenle olabileceği görüşünde. Beslenme açısından da birbirinden çok farklı sosyal statüdeki insanlarda da kanserin görüldüğüne dikkat çeken Dizdar, "şunları hayatınızdan çıkarın diyebileceğiniz neler var" sorusuna şu cevabı verdi:
"Biz bilim adamları olarak geçtiğimiz yıllarda bunu çok tartıştık. Birinci sırada olan yoğurt hala ilk sıradaki yerini koruyor. Bizim ülkemizde yoğurt, diğer ülkelere göre açık ara daha çok tüketilen bir üründür. Yoğurt, beslenmeden öte insan vücudunun dengesinin korunması açısından da çok önemlidir."

Bu sözleri ifade eden Yavuz Dizdar, bir noktanın altını çiziyor. "Ama işlemden geçmemiş, endüstriyel yoğurt olmamalı" diyor. Dizdar, endüstriyel yoğurttan niçin uzak durulması gerektiğini de şöyle anlayor:

"Çünkü endüstriyel yoğurt, yapay bir ürün. Ekşimiyor, dolapta bekleyen yoğurdu haftalar boyunca üstten yemeye devam etseniz bir şey olmuyor. Bunu ben defalarca test etmiş biri olarak biliyorum. Biraz dikkat eden herkesin de bildiğini düşünüyorum.

Bir ürün bu kadar çok tüketiliyorsa, bu kadar derin bir değişime gitti ise sorun var demektir. Bir gıdanın bozulma biçiminin dönüşmüş olması, ekşimenin ötesinde küflenmeyi bile atlıyor olması içerikte çok fazla değişiklik yapıldığını gösterir. Kimse kusura bakmasın. Bunlar yoğurt değiller. "
Ana fermente ürünün yoğurt olduğunu hatırlatan Dizdar, maalesef Türkiye'de olmazsa olmazın başında yoğurt ve ayranın geldiğini hatırlatıyor.

HER ŞEY SON 10 YILDA DEĞİŞTİ

Türkiye'de yoğurdun bir 10-15 yıl önce kesinlikle böyle olmadığını hatırlatan Dizdar, bu yeni yoğurt yönteminin bilinçli bir şekilde Türkiye'ye dayatıldığını söyledi. Dizdar, bu güçlerin, yoğurda ilişkin Türkiye'deki yasal tebliğleri bile değiştirdiğini ifade etti. Kendisinin bu konuda eleştirileri gündeme getirdiğinde bazı endüstriyel yoğurt üreticilerinin, "Hocam size bozulmayan yoğurt verdik daha ne istiyorsunuz" diyenlerin olduğunu dile getirdi.
Dizdar, "Peki hayatımızdan her şeyi ile yoğurdu çıkarmalı mıyız?" sorusuna da kesin bir cevap veriyor. "Kesinlikle hayatımızdan çıkarmamalıyız. Tam tersine mümkün olduğu kadar daha çok yer açmalıyız. Ama, endüstriyel yoğurdu bırakıp yoğurdu evde yapmalıyız" diyor.

Rota Haber

27 Kasım 2021 Cumartesi

Majör depresyon belirtileri nelerdir.

Majör Depresif  ÇevresineTehlike arzeder mi?

Sürekli umutsuzluk ve çaresizlik hissi, majör depresyona (diğer adları: klinik depresyon, majör depresif bozukluk) sahip olduğunuzun bir işareti olabilir.


Anne veya babası majör depresyon yaşayan bir kişinin hayatının bir döneminde majör depresyonla karşılaşma riski yüksektir. Ama aile geçmişinde majör depresyon hastası olmayan biri de, majör depresyonu tecrübe edebilir.

Majör Depresyon Nedir?
Majör depresyonu karakterize eden belirti kişinin herhangi bir şeyden tat alma yeteneğinin neredeyse tamamen kaybolmasıdır. Sıklıkla uyku ve iştah zorlukları ortaya çıkar. Konsantrasyon ciddi bir problem hâline gelebilir.

Birçok insan hayatlarının bir döneminde üzgün ve çaresiz hissedebilir. Ama majör depresyonda bu hislerin, depresif ruh hâlinin ve ilgi kaybının günün büyük kısmında (özellikle sabahları) görülmesi ve bunların da en az iki hafta boyunca devam etmesi gerekir.


Majör depresyonu oluşması için illa ki bir sebep gerekmez. Birdenbire ya da yavaş yavaş ortaya çıkabilir. Güçsüz hissetme ya da hayatın gidişatında kontrolü elinde bulunduramama gibi nedenlere bir tepki olarak da oluşabilir.

Majör depresyon şu belirtilerle teşhis edilir:

Neredeyse her gün bitkin hissetme ya da enerji kaybı.
Neredeyse her gün değersiz ya da suçlu hissetme
Konsantrasyonun bozulması ve kararsızlık
İnsomniya (uyuyamama) ya da hipersomniya (aşırı uyuma)
Neredeyse bütün aktivitelere ilginin kaybolması ya da bunlardan hiç zevk almama (anhedoni de denilen bu belirti diğer belirtilere göre majör depresyonu işaret etmede daha belirleyicidir)
Dinlenememe ya da yavaş hareket etme, yavaş düşünme
Ölüm ve intihar düşüncelerinin sürekli gelmesi
Ciddi oranda kilo kaybı veya kilo alma (toplam vücut kitlesinin %5’i kadar)

Kadınlar Majör Depresyona Daha mı Yatkındır?
Kadınların majör depresyona yakalanma riski erkeklerin neredeyse iki katıdır. Ergenlik çağında, regl döneminde, hamilelikte, düşük yapmada ve menapozdaki hormonal değişiklikler majör depresyon riskini artırabilir.

Erkeklerde Major Depresyon İşaretleri Nelerdir?
Erkeklerdeki depresyon önemli ölçüde az kayıtlara geçmektedir. Majör depresyondan muzdarip erkekler çok daha az yardım aramaktadırlar. Hatta bu durumdan etraflarındaki insanlara bahsetmeyebilirler.

Erkeklerdeki depresyon işaretleri çabuk öfkelenme, genel sinirlilik, uyuşturucu ya da alkol bağımlılığı (bu maddelerin kullanımı depresyonun sonucu olabileceği gibi, depresyona da sebebiyet verebilirler) olabilir. Duygularını bastırma kendilerine veya başkalarına yönelik şiddetli davranışlara neden olabilir. Ayrıca hastalık, intihar ve hatta adam öldürmeyle sonuçlanabilir.